Mart ayı, Kalın Bağırsak Kanseri Farkındalık Ayı olması sebebiyle erken teşhisin önemini bir kez daha hatırlattı. Onkolojik Cerrahi ve Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Öncel, kolon kanserinin en sık görülen ve en çok ölüme yol açan kanser türlerinden biri olduğunu belirterek, düzenli kontroller ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla bu hastalıktan korunmanın mümkün olduğunu söyledi. Kolon kanserinin erken dönemde belirti verebildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Öncel, özellikle makattan kanama, bağırsak alışkanlıklarında değişiklik ve karın ağrısı gibi durumların ihmal edilmemesi gerektiğini ifade etti.
Sağlıklı bir yaşam tarzının kolon kanseri riskini azalttığını vurgulayan Prof. Dr. Öncel, Akdeniz mutfağına uygun beslenmenin, yağlı ve yüksek kalorili yiyeceklerden, sigara ve alkolden uzak durmanın, düzenli egzersiz yapmanın ve fazla kilolardan kurtulmanın koruyucu etkisi olduğunu belirtti. Stresin bağışıklık sistemini olumsuz etkilediğine de değinen Prof. Dr. Öncel, daha düzenli ve stresten uzak bir yaşamın genel sağlığı iyileştirirken kolon kanseri riskini de azalttığını söyledi.
Kolon kanserinin erken dönemde belirti verebildiğini belirten Prof. Dr. Mustafa Öncel, önemli uyarılarda bulundu. Makattan kanama, kolon kanserinin en önemli belirtilerinden biri. Bağırsak alışkanlıklarındaki değişiklikler ishal veya kabızlığa yol açabilir. Karın ağrısı ve şişkinlik de görülebilir. Bu belirtileri yaşayan kişilerin vakit kaybetmeden doktora başvurması hayati önem taşıyor. Erken teşhis, tedavinin başarısını artırır.
Kolon kanserinin hiçbir belirti vermeden de ortaya çıkabileceğini hatırlatan Prof. Dr. Öncel, herhangi bir şikayeti olmayan sağlıklı bireylerin bile 50 yaşından itibaren kolonoskopi yaptırması gerektiğini söyledi. Ucunda kamera bulunan esnek bir tüple bağırsakların incelenmesiyle erken teşhis konulabildiğini belirten Prof. Dr. Öncel, kolonoskopi sayesinde kansere dönüşebilecek poliplerin tespit edilip erken tedavi edilebildiğini ekledi. Gelişen tedavi yöntemleri sayesinde kolon kanserinin başarılı bir şekilde tedavi edilebildiğini, doğru tedavi planlamasıyla hastaların sağlıklı bir yaşama kavuşabildiğini ifade eden Prof. Dr. Öncel; hastalara minimal invaziv teknikler kullanılarak laparoskopik veya robotik ameliyat yapılabileceğini, hatta bazı durumlarda, verilen radyoterapi veya kemoterapi sonrasında tümörün tamamen yok olmasıyla hastanın ameliyata bile gerek kalmayabileceğini sözlerine ekledi.